Büyüyorum

Lilypie Second Birthday tickers

21 Temmuz 2010 Çarşamba

Yalnız Değiliz


Blog ortamlarını keşfedeli henüz kısa bir zaman oldu, keşke daha önce okuma fırsatı bulsaydım. Ne güzel birşey yapıyorlar diye çok özendiğimi itiraf etmeliyim. Bu iş için emek ve zaman harcayan, daha da önemlisi bana ilham veren tüm annelere sevgiler, saygılar...

Blogların yanısıra yakınlarda tanıştığım başka bir ortam da NURTURIA Bu sitede insan kafasına takılan her konuda yazılmış birşeyler bulabiliyor. Artık bebişle ilgili birşey araştırmak istediğimde google yerine önce bu sitenin search penceresini kullanıyorum.

Başka annelerin yazdığı şeyleri okumanın en güzel yanı, yalnız olmadığını bilmek. Yoksa tecrübesizliğin getirdiği çaresizlikle, bir yandan loğusalık hüznüyle başederken (ilk zamanlar tabii atlattık çok şükür), diğer yandan anneliğini sorgulayıp bebişe iyi bakmaya çalışırken, başka bir taraftan da hayattan tamamen kopmamaya çabalarken, insanın umutsuzluk denizinde kaybolmaması mümkün değil.

Okudukça, aaa benim bebeğim de yoğurt yemiyor, aaa bizimki de gece çok uyanıyor, üzerini açıyor, emmeden uyumuyor, ana kucağından sıkılıyor, çok terliyor, kucaktan inmiyor, oyuncağı yerden alınmayınca ağlıyor... diye uzayıp gidiyor. Olaylar farklı ama ilk tepki hep aynı, aaa bizimki de...

İnsan sürekli bir araştırma isteği içerisinde. Başka anneler neler yapıyor, başka doktorlar bizimkinin söylemediği neyi söylemiş, doktorun söylediğini körü körüne yapmak tamamen doğru mu, neyi nasıl yapsam ya da yapmasam daha iyi anne olurum... gibi şeyler dönüp duruyor insanın kafasında. Bazen de çelişkili şeyler karşısında insanın görüşü iyice bulanıyor. Herşeyi oluruna bırakma kararı çıkıyor ardından.

Daha önce de yazmıştım, çalışmaya başladım evden. Başta planladığım şey bu değildi tabii. 7.5 yıl hiç ara vermeden çalıştıktan (en uzun ara 14 gündük iznimdi, onu da evlenirken kullandım) ve son 3 yıldır, hiç bitmeyen revizyonları yüzünden aynı projeyi çizmekten illallah dedikten sonra, uzun bir ara vermenin çok iyi olacağını düşünmüştüm. Ama aylar geçtikçe, ev kadını modundan iyice sıkılmaya başlayınca, ki evini çekip çeviren, çeşit çeşit yemek yapabilen o becerikli kadınlardan da olamadım hiç, birşeyler yapmanın zamanının geldiğini anladım. Derken, bizim patron evden yardım eder misin deyince balıklama atladım. Bazı arkadaşlarım ne zorun var, kitap oku, film falan izle o kadar vaktin varsa (ki yok, yaratıyorum) dediler. Ama insanın mesleki tatmine de ihtiyacı var ve hiçbir kitap, dizi, film...vs. bunu sağlayamaz.

Çalışıyorum, çalışmaya çalışıyorum, yaz, yazlık, sıcak, tatil modu, işimi zorlaştırıyor. Ama bir yandan Yağmur'un yanında olmak güzel. İstanbul'da babanne ile dede çok yardımcı oldular sağolsunlar, İzmir'de ise görevi anneanne ile dede devraldı. İki gündür de Emel teyzesi yanımızda, aşk yaşıyorlar oğlumla. Bugün bir ara kucaklamak istedim, gel gel yaptım, kafayı çevirdi sıpa. Eee hiç eğlenceli değil tabii anne bu aralar... İşi yetiştireyim, oğlumu da ihmal etmeyeyim, blog da yazayım ki unutmayayım, başka blogları, forumları da okuyayım ki birşeyler daha öğreneyim... diye, bazen gerim gerim gerildiğinden, akşama kadar onunla oyun oynayan teyze daha cazip geliyor sanırım.

Yazıyla ilgili olarak, Emel ile Yağmur'un bir resmini koyacaktım ama, fotoğraf makinesinin kablosu yok ortalıkta. Yağmur'un takipçileri için, bu da 3 gün önce çekilmiş bir fotograf. (Kıvılcım, biliyorum canım bir kabloya sahip çıkamadım :))



2 yorum:

  1. yağmuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuur
    çok tatlısın çok özledik hadi gel artık

    YanıtlaSil
  2. Sevgili Minecik ....
    Seni de çok özledik...
    Sen de gel artık.....

    YanıtlaSil