Cuma sabahı Yağmur, ilk uzun araba yolculuğunu yaparak İzmir'e geldi. Bu onun 2. yolculuğu. İlkini 5 aylıkken yine İzmir'e, uçakla yapmıştı. (Bu yolculukla ilgili detaylar da anlatılacak ama önce güncel olan ilk'ler)
Perşembe gününün büyük bir kısmı hazırlıkla geçti. Anne ile babanın eşyalarını hazırlamak fazla zaman almadı ama Yağmur bey'in çantaları üzerine bayağı kafa yormak gerekiyor, zira kendisine 4 ayrı çanta hazırlandı.
1.çanta, içinde tüm eşyalarının bulunduğu, bagaja konulacak bir valiz. Şimdilik 20 günlük diye planladığımız, annenin iş durumuna göre uzayıp kısalabilecek bir tatilde (Yağmur için tatil, anne için rahat çalışma ortamı) ne gerekiyorsa var içinde.
2.çanta, arabada yanımıza alacağımız, Yağmur'un ihtiyacı olan herşeyin bir özeti şeklinde. Body, şort, tshirt, uzun kollu tshirt, pijama, çorap, önlük, şapka, ince yelek, kalın yelek, ceket, battaniye, havlu mendil, ıslak mendil, kağıt mendil, bezler, pişik kremi, alt değiştirme örtüsü, ateş ölçer, ateş düşürücü, güneş kremi, kirli torbaları, diş jeli, emzik (kullanmasa da), çıngırak ve hatırlayamadığım birkaç şey daha...
çantada ne olmasını gerektiği ne kadar önemliyse, neyden kaç tane olması gerektiği de bir o kadar önemli. Mesela terlediği için tam 4 kez üstünü değiştirdik ve değiştirdiklerimizi kurutup, yeniden giydirme şansımız olmadı.
3.çanta, aslında 2. çantaya konması gerekenlerden oluşan, ama yedek kıyafetlerin fazlalığından dolayı ayırmak zorunda kaldığımız bir çanta. Su biberonu, dökülürse, biterse diye yedeği, mama için sıcak su ve yedekleri, mama, kavanoz mamaları (ilk kez deneyeceği için farklı sebze ve meyve alternatifleri) kaşıklar (yıkama şansımız olmazsa diye her öğün için 1 tane), peçete, ıslak mendil, önlük...
4.çanta, ana kucağında oturmayı sevmeyen bebekler için en önemli çanta, çünkü içi oyuncak dolu.
Yumuşak hışırtılı kitap, yumuşak çıngıraklı kitap, müzikli sert, kalın kitap (2 adet), top (3 adet, farklı büyüklük ve renklerde), peluş ayı, tavşan, dişlikler (müzikli, sert, yumuşak, çıngıraklı) ve çıngır çıngır, hışır hışır, cayır cayır birkaç oyuncak daha...
Amaç, her mızıklandığında yeni bişey çıkartıp şaşırtmak. Ama alışkın olduğu oyuncaklara şaşırmıyormuş bebekler, onu anladım. Son bir aydır oyuncak kutusunun dibinde bekleyen titreyen arı dışıdaki her oyuncakla sadece saniyeler süresince oynadı ya da yol uzun diye bana öyle geldi.
Güne saat 6'da, şaşkın annenin çalar saati kapatıp yeniden uyuması, babanne zamanında uyandırmasa, feribotu kaçırabilme ihtimali ile başladık. Gece genellikle 2'den sonra her saat başı kalkıp, saat 6 civarı da tamamen uyanan çocuğun o gün uyuyacağı tuttu nedense. Neyse ki akşamdan herşey hazırdı da çabucak toparlandık. Son olarak da Yağmur'u yatağından alıp, ana kucağına yerleştirdik ve çıktık. Uyanmaya alışkın olduğu bir saat olduğundan, hemen uyandı ama uzun bir süre ne olduğunu anlayamadan şaşkın şaşkın baktı. Feribota bindiğimizde tavandaki aynalarda bol bol kendini seyretti ve eğlendi. Yeniden arabaya bindiğimizde ise, 3 saatten fazla zamandır ayaktaydı ve uyku emareleri mızmızlanmayla başladı. Verdiğimiz 3 mola ve 1'er saatlik iki uyku dışında da genel olarak mızmızdı. Yol boyu anne bildiği bütün şarkıları hızlı ve yavaş tonlarda söyleyerek, kendi rekorunu kırdı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder