Dün gece biraz çalıştıktan sonra, uyumadan önce, her gece yaptığım gibi Yağmur
üşüdü mü, terledi mi...vs diye kontrol ettim. Her gece olduğu gibi, terlediğini görüp, çocukluğumda nefret ettiğim birşeyi yapmaya koyuldum: sırtına bez sokuşturmak.
Islaklığın durumuna göre uyanmasını göze alıp, değiştiriyorum body'sini bazı günler ya da bez koyuyorum ki sırtına, üşüyüp hastalanmasın kuzucuk.
Bezi koyduktan sonra, ben de yattım, burada yazlıkta yan yana yataklarımız. Aradan 2 dakika bile geçmemişti ki, başladı kıpır kıpır bir sağa, bir sola dönmeye. Evdeki yatağı buradakinden daha geniş. En az 90 derece dönmüş olarak buluyorum uyandığında. Bazen ayaklarının olması gereken yerde kafası oluyor, bazen de korkulukların üzerindeki koruyucuları kaldırıp, iyice yapışıyor korkuluklara, elini ayağını sarkıtarak uyumaya çalışıyor.
Dün gece ise uzun uzun döndükten sonra, uyandı ve konuşmaya başladı, ağlamak yerine. Ben de sessizce bekledim olacakları kendi yatağımdan kalkmadan. Kendisi ile sohbet edecek birini bulamadığından başladı huysuzlanmaya bir süre sonra. Önce biraz pışpışladım, hemen uyudu, yatırdım, 2 dakika sonra uyandı, bu kez emzirdim, uyudu, yerine yatırdım, uyandı, biraz daha emzirme, ayakta sallama, kucakta sallama, biraz daha emzirme, yatırıp kendi haline bırakma, karnı aç herhalde diye mama verme, dişi mi çıkıyor acaba diye jel sürme ve şu an aklıma gelmeyen daha birkaç şey daha... Yok uyumadı ne yaptıysam. Bu arada baktım saatte, daha gözümü bile kırpamadan 5 olmuş. Kucakladığım gibi alt kata, annemlerin yanına götürdüm. Buyrun bakalım, gece çocuk bakmak nasılmış bir görün diyerek, biraz daha mama yapıp teslim ettim yavruyu.
İçerken uyumuş kalmış, 8'e kadar da uyanmamış.
Anneanne ve dedeyle birlikte mutlu anlardan bir kare...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder