Yağmur’un kitaplarından birinde minik bir ayı, kurabiye kavanozu yüksek bir rafta olduğu için alamıyor ve karnını doyurmak üzere ormana gidiyor. Kıvılcım bunu okuduktan sonra, Yağmur’a dönüp, peki biz nereye gidiyoruz karnımızı doyurmak için diye sordu. ‘maykete’ (markete) diye cevap verdi Yağmur da. Pencereden bakınca görüyoruz marketi ve beraber sayıyoruz ne var ne yok markette. Pattes (patates), soan (soğan), portuk (portakal), kabk (kabak), makayna (makarna)…
Yağmur doğmadan önce, göster çocuum marifetlerini diyen ebeveynlerden olmayacağımı düşünürdüm hep. Ama şu an durum tam tersi. Şunu bunu yapıyor mu diye soranlara, aaa o da bişey mi, neler yapıyor neler diye sürekli marifetlerini gösterttirme çabasındayız. Yağmur da bunun o kadar iyi farkında ki. Bir şey yapmasını istediğimizde, ne bileyim taklit falan, pis pis sırıtmaya başlıyor, nazlanıyor da nazlanıyor.
Geçenlerde akşam üzeri parkta Yağmur’un yaşıtı bir çocuk ve ailesiyle tanıştık. Anne olmadan önce, tanımadığım insanlarla böyle ayaküstü kaynaşacağım hiç aklıma gelmezdi doğrusu. Yağmur’a çok ilgi gösterdiler, Yağmur da onları da çok sevmiş olmalı ki, kaydıraktan kayarken, bu son kayışın sonra gidiyoruz, dediğim için, kaydıktan sonra doğruca çocuğun annesinin yanına gitti. Elinden tutup kaydırağa doğru çekiştirdi, kendisine çıkarken yardım etmesi için. Bu sırada salıncakta sallanan çocuk (ananesi yanındaydı, yalnız kalmadı annesi gidince) feryat figan ağlamaya başladı. Eee haklı tabii, parkta ilk kez gördüğü bir çocuk, tutmuş annesinin elinden götürüyor.
Kadıncağız, bak annen son dedi binmeyelim falan diye Yağmur’u ikna etmeye çalışırken, ondan iş çıkmayacağını anlayan sıpa, çocuğun teyzesine yönelip onu çekiştirmeye başladı bu kez kaydırağa doğru. Ondan da benzer bir tepki aldı, ağladı.
Pusetine bindirmek için davrandığımda, beklediğim gibi ortalığı yıktı tabii ki. Çocuğun annesi, teyzesi ve ben zor ikna ettik binmesi için. Aslında halk arasında buna ikna değil de karga tulumba yöntemi deniyor. Annesini kaptırdığı yetmemiş gibi teyzesini de kaptıran çocuk da çok ağladı.
Dışarı çıkmak üzere Yağmur’u giydirirken bir yandan soruyorum.
A: Yağmurcum biz nereye gideceğiz şimdi?
Y: tienee (trene)
A: oğlum bu havada tren çalışmaz ama (çok yağmur yağıyordu ve biz markete kadar gidip gelecektik)
Y:çalısııyyyy (çalışır)
Hafta sonu uykusunu biraz uzatan babasını, kaaalk baba kaaalk, diyerek uyandırdı.
Evimiz hastaneye yakın olduğu için sürekli siren sesi duyuyoruz. Her duyduğumuzda da Yağmur ‘bak,bak’ diyerek üzerimize atılıyor. Bir an önce onu pencereye götürelim de ambulans ya da polis arabası neyse geçen, bakabilsin diye. Geçenlerde yine duyunca sesleri koştuk cama. Siren sesi kesildi, gelen giden de yoktu. Yağmurcum kaçırdık galiba bu sefer dedim. Tam o sırada polis arabası görüş alanımıza girdi. Yağmur sevinçle işaret ederek, oooyydaaa (orada) dedi.
Geçen gün oyuncaklarını ayırdık. Eskisi kadar ilgili göstermediklerini kutulara doldurup kaldırdık. Bu ayrımı yaparken önce oyuncaklarla, Yağmur’un oyuncak olarak oynadığı şeyleri ayırdık. Bunlar arasında, el feneri, şerit metre, bardak altlığı, buzdolabı magneti, plastik kepçe, kevgir türevi aslında mutfakta da pek kullanmadığımız plastik bilimum eşya, kalemlik, pompa, mandal, kumanda… gibi bir dolu şey çıktı.
Sadece oyuncakların arasından değil, evin muhtelif köşelerinde alakasız şeyler buluyoruz. Kalemlik bulaşık makinesinden, pipetler buzdolabının sebzeliğinden, tabaklar çekmecelerden falan çıkıyor.
Fotoğrafta da görüldüğü gibi oyuncaklarını azaltmak, evin savaş alanına dönüşmesine engel değil. Oyuncak kutularını boşalt, boşalt diyerek deviriyor ve evin her yerine saçıyor oyuncaklarını.


Maşallah şirineye:)Onlar yaptıklarını gösterince bir nevi biz de gururlanıyoruz bakın ben neler öğrettim diyerek:)
YanıtlaSilBizimkilerin oyuncak sepetinde de yok yok kaç kere temizledim ayırdım ama bir şekilde yine doluyor:))
minecim, yine fragman gibi okudum yağmur'u. "az sonra" lafını duyar gibi oldum.
YanıtlaSilbiraz da kıyaslamacı annelik yapayım, kız çocuk erkek çocuktan erken yürür, erken konuşur olayı yalanmış tamamen. bak yağmur, tam abi oldu duru'ya!
sevgiler,
Valla Selen, ahanda burda itiraf ediyorum, su içmesinden, yemek yemesine birsürü konuda Duru Yağmur'a acaip örnek oluyor. Hatırlarsan sandalye ile yürüme numarasını da sizinkinden kapmıştı.
YanıtlaSilHatta bir sefer bir videosunu görüp "yuh artık" dediğimi çok net hatırlıyorum. Uyku konusunda bize çektirdikleri filan da cabası.
Bir de yanlış anlamaları önlemek açısından belirtmekte fayda var, Cem Yılmaz ifadesiyle bizimkisi "şirin değil yakışıklı ;)"
Selencim, Duru maşallah çok akıllı bir çocuk hatta (madem kıyaslamacı ebeveynlik yapıyoruz) tuvaletini yapma, kendi başına yemek yeme, suyunu adam gibi bardaktan içme gibi birçok konuda açık ara önde akranlarından. Elbet hepsi bir gün hazır olduğunda yürüyecek, konuşacak, tuvaletini söyleyecek… vs. Bize düşen şu zamanların tadını çıkarmak. Sevgiler…
YanıtlaSilhahhaha, çok hoşsunuz. ben çok seviyorum böyle preview görmeyi :) maşallah ikisine de deyip raconu tamamlayalım. bir de bir görüşelim yahu bunlar okula başlamadan...
YanıtlaSil