Büyüyorum

Lilypie Second Birthday tickers

16 Nisan 2011 Cumartesi

KISA KISA


Yağmur tamir işlerine merak saldı son zamanlarda. Sürekli bir yerleri kurcalayıp, bir şeyleri başka şeylerin içine sokmaya çalışıp, ne yapıyorsun diye sorduğumuzda ‘tamiyy’ diyor. En çok da salonun köşesinde duran kondüsyon bisikletinin yanına ne var ne yok taşıyıp, ‘bojuk bojuk’ diyerek orasına burasına sokmaya, tamir etmeye çalışıyor.

Eskiden sevmediğimiz siren sesleri, şimdilerde evde ciddi bir  heyecan konusu. Sesleri duyduğumuz anda Yağmur ‘bak bak bak’ diyerek atlıyor kucağımıza. Atıyoruz kendimizi pencerenin önüne. Bekliyoruz geçmesini ambulansın, polis arabasının.
Bir de ay mevzusu var tabii. Sürekli gözümüz havada ay’ı arıyoruz. Görünce de çocuk gibi seviniyoruz. Çocuk kişi Yağmursa çılgına dönüyor zaten. Kuşlar, duman, uçak… hepsi sevinme, heyecan sebebi.

Dışarda yürürken ya da oynarken tehlikeli olabilecek bir durum olursa, mesela kaydırağın merdivenlerindeki boşluğu görürse, ‘aman aman’ diyor sıpa.

Yağmur beni çorapsız görmeye pek alışkın değil, çünkü hayatta dolaşamam çorapsız. Bu sabah gördü ve ayaklarımı işaret edip ‘giy giy’ dedi. Ne giyeyim oğlum diye sordum. Cevap: çoyap.

Beraber bir yere gitmek istediğinde, önce ‘kalk’ diyor ki en çok kullandığı kelimelerden biri bu sanırım.  Elini tutmamızı tercih ediyorsa ‘elimm’ diyor tek elini uzatarak. Kucağa gelmek istiyorsa, iki elini birden yukarı kaldırıp ‘kucama’  diyor.

Geceleri artık babası uyutuyor Yağmur’u. Bana çok naz yapıyor, uyumamak için türlü türlü numaralar icat ediyor ama babası 10-15 dak. içinde uyutabiliyor. Ben altını üstünü değiştirip, hadi iyi geceler diyerek, babaya teslim edip hızla tüyüyorum odadan. Eğer etrafta birkaç saniye fazladan dolaşırsam, Yağmur’un bana seslenip, uyumayı geciktirdiği dakikalar olarak geri dönüyor babasına.  Babası müziği açıp, ışığı kapatıyor. Eğer uyumak istemiyorsa geçen diyaloglar şöyle

Yağmur: Kapaaaat, kapaaat
Baba (ya da anne-duruma göre): Neyi oğlum?
Y: müjik
….
Y: Ac, ac, ac
B: Oğlum daha şimdi kapat demedin mi?
Y: ışık, ışık (Hem de niye anlamıyorsunuz ki der gibi bir ifadeyle)

Ben uyuttuğum günlerde soruyorum, şarkı mı (aslında ninni ya da bildiğimiz şarkıların ninni modunda söylenmesi) yoksa masal mı diye. Duruma göre şaakı ya da maşal diye cevap veriyor. Hatta bir keresinde ‘şaakı’ dedi, başladım söylemeye. Daha başındayken, off amma da karga sesin var, vazgeçtim ben aman söyleme bir şey, der gibi ‘maşal maşal’ dedi. 

Koltuğun ya da ayağımıza dolanmasın diye duvar  kenarına çektiğimiz sehpanın üzerine çıkıp, ışıkları açıp kapatabiliyor ve çok eğleniyor bunu yaparken.

İki gündür banyoya gidip gidip sifonu çekiyor, tuvalet kağıdı rulosunu bitene ya da biz elinden alana kadar uzatıp, sağa sola saçıyor. 

...Ve daha türlü türlü yaramazlıklar, gevezelikler... İyi ki varsın be oğlum...  

2 yorum:

  1. Okurken dudaklarımda gülümseme eksik olmadı aynen bizim evin halleri kucama kelimesi aynen bizde de aynı şekilde söyleniyor:)
    İyi ki varlar canım Allah eksikliklerini göstermesin inşallah.

    YanıtlaSil
  2. allahım bu yarım yamalak konuşmaları yokmu çok tatlı oluyorlar birde ne söylediklerini yalnız siz anlıyabiliyorsunuz ya o dahada güzel maşallah yağmura paşa :)

    YanıtlaSil