Büyüyorum

Lilypie Second Birthday tickers

31 Ekim 2010 Pazar

Gündüz Uykuları


Yazacak konular biriktikçe birikiyor. Bir türlü organize olup, hiçbir işini yetiştiremeyen ben de, bugün de yazamadım diye üzgün giriyorum yatağa artık her gece. Bir sürü şey var yazacak, mimler var, Yağmur’un yaptıklarını anlatacağım yazılar… hepsi yakında burada diyelim de, bana da motivasyon olsun.

Daha önce Yağmur’un gece uykularından çok dert yanmıştım malum, biraz da gündüz uykularından bahsedeyim. Etraftan duyduğum ya da bloglarda okuduğum kadarıyla, en çok uyku problemi yaşayan çocuklar bile 2.5-3 saat uyuyorlarmış gündüzleri totalde. Amacım kimseyi karşılaştırmak falan değil, her çocuk şahsına münhasırdır ama bazı  şeyler de her çocuk için geçerli olmalıdır.
Yağmur, öğle yemeğinden önce belirsiz bir saatte, max. 1 saat, genelde  45 dak. uyuyor. Öğleden sonra ise belirsiz bir saatte çok nadiren 1 saat (mucize gibi bir şey yani)  genelde 30 dak. uyuyor. Ama en büyük problem, ne belirsiz saatler ne de uyku süresi. Hafta içi Ayşe bir şekilde uyutuyor, genelde saatlerce masal anlatıyor. Babannesi sallayarak, pışpışlayarak uyutuyor. Ben ise uyutamıyorum, ne yaparsam yapayım uyutamıyorum. Artık iyice huysuzlanıp, ne oyun ne başka bir şey istemediğinde bile, sadece yolda uyuyor, ya ana kucağında arabada, ya da pusetinde. Biz de iyice uykusu gelmeye başladığında atıyoruz kendimizi dışarı.

Bugün yine uğraşırken uyutmaya, hamakta (kucağımda) sallayıp, şarkı/ninni söylüyordum bir yandan. Kıvılcım geldi ve hadi çıkalım o zaman, dedi. Kazara uyursa eğer yapılacak işlerim var onları halledeceğim deyince, kendisinin çıkarmasını teklif etti. Hamaktan nasıl kalktığımı, nasıl Yağmur’u hazırladığımı hatırlamıyorum bile, ki hadi çıkalım dediğimizde, 30 dak.  falan sürüyor evden çıkmak. Baba- oğul ilk kez gezmeye gittiler yani bugün. Markete, eczaneye, gazeteciye… vs gitmişlikleri çok ama gezmeye baş başa, bensiz ilk kez gittiler. Uyumuş parkta 1 saate yakın, baba da basketbol oynamış fırsattan istifade.

Son günlerde baş başa geçirdikleri başka bir zaman daha var, şimdi fark ettim anlatmadığımı.
İş için bu ay iki kez Antalya’ya gitmem gerekti günü birliğine. Sabah 5.30 civarında evden çıkıp, akşam 10 civarı geri geldim, her ikisinde de. Dolayısıyla sabah kalktığı saatten, Ayşe’nin geliş saatine ve o gittikten sonra gece yatana kadar, (tesadüfen babanne de her ikisinde burada olmayınca) baş başalardı, baba oğul. Biraz huysuzlanmış ama akşam yemeklerini yedirememesi dışında büyük bir sorun yaşamamışlar. Daha 1 ay önce, bakıcısını benden daha çok seviyor, bana yüz vermiyor, onun arkasından ağlıyor… falan diye dertlenirken, son haftalarda olay bir şekilde değişti. Anneci diye tabir edilebilecek durumu yaşıyoruz ama bu sefer de baba bozuluyor, ona yüz vermemesine.

1 yorum:

  1. merhaba, son yazımda sizinle ilgili de minicik bir yazı var. sevgiler.

    YanıtlaSil