Yağmur’u uzun süredir görmeyenler çok şaşıracaklar yaptıklarına söylediklerine. Fanlarımıza buradan arayı uzatmayın diyorum sadece :)
Yine şikayet etmişim gibi gelecek ama öyle değil. Çok zorlandığımız bir gecenin sabahında, ühüüü ühhüüü diye ağlak moddayken, çaresizlikle dedim ki Yağmur’a, oğlum söyle ne yapayım sana, ne istiyorsun, niye durmadan ağlıyorsun? Elini ağzına götürüp ‘baal, baal’ dedi. Bir an için anlamadım ne demek istediğini ama sonra hemen uyandım duruma. Ayşe diş jelini sürerken, hadi bal sürelim, diyerek sürüyor. Çocukcağızın dişleri acıyormuş meğerse. Sürerken hissettim, 4 azı dişi birden kabarmış durumda. Sürer sürmez de geçti zaten huysuzluğu yavrumun. Gece niye düşünemediysek artık.
Akşam karanlıkta dışarıdaysak ki babannesinden çıkarken genelde hava kararmış oluyor, başını gökyüzüne çevirip seri bir şekilde, ayy ayy ayy ayy diye diye ay’ı arıyor. Görebilirse ondan mutlusu yok. Geçen gün, ay yok galiba oğlum bu akşam dedim, vaaayyyy (var) diye bağırdı ya da bana öyle geldi bilmiyorum.
Tırmanma sevdası doruğa çıkmış durumda, ya da muhtemelen yolun başındayız aslında da, ben farkında değilim. Mutfaktaki çekmeceli dolabın kulplarına tırmanıyor, üstelik ‘bebek herkül’ lakabını haksız çıkarmamak için, barfiks çeker gibi kollarıyla kendini yukarı çekiyor.
Mutfak dolaplarıyla, aslında evdeki bütün dolaplarla, ilişkisi sadece tırmanmakla sınırlı değil. Her dolabın içini boşaltıp, boşalttıklarıyla oynayıp, mümkünse de boş dolabın içine girmek hatta dolabın kapağını, kendisi içerdeyken kapatmak gibi bir isteği oluyor. Kendi odasındaki dolapta bunu yapmasına izin veriyoruz.
Dolaplarla oynamadığı zamanlarda ya damacananın başında ya da evdeki kapılardan birinin arkasına saklanıp bekliyor onu bulmamızı. Bazen de kapıyı kapatıp tam arkasında duruyor ki açamayalım. Biz de eli ayağı sıkışacak korkusuyla, kapı kapanmadan arkasından yetişmeye çalışıyoruz. Damacana konusu ise daha fena. Pompayı yerinden çıkarabiliyor ve dibinde su olmasına rağmen devirebiliyor. Geçen gün kayısı atmış içine, biz de fark etmeden pompayı geri takmışız. Ertesi gün gördük, suda inanılmaz bir koku, bulanıklık, iyi ki zehirlenmedik :)
Yerde minik bir kağıt parçası, ekmek kırığı…vs. bulduğunda hemen eline alıp bize uzatıyor, aat aat diyerek. Bezini değiştirirken, daha çıkarırken başlıyor ‘aat aat aat’ demeye, atana kadar hem de. Son 2 gündür de işimiz bitince bezi yerden o alıyor, birlikte banyoya gidiyoruz, ben çöp kovasını açıyorum ve o da içine atıyor.
Yeni öğrendiği şeylerden biri de gözünü kapatmak. Yağmur sen nasıl uyuyorsun diye sorduğumuzda, gözlerini kapatıp kısıyor. O kadar tatlı oluyor ki… Böyle anlatmakla olmuyor biliyorum, fotoğrafla da belgelemek lazım tabii.
Bugün ayak tırnaklarını kesmeye çalışırken, tamammm tamammm diyerek sürekli makası itti. 15 dakikada sadece 2 tırnak kesince, destek kuvvetle tekrar denemeye karar verdim ben de.
Yağmur yan salıncaktaki kızı keserken… Ne zaman gözünü dikip bir yerlere bakıyorsa, garanti güzel bir kız oluyor o yönde. Güzel değilse bile mini etekli, zira şimdilik bir yaş aralığı tercihi yok bakmak için.

amanın dişler geliyor , calpel jel var diş için.Baya işe yarıyor hatta ben ağzımda çıkan aftlara sürüyorum acısı azalıyor.En azından acıyı azaltıyor.Tavsiye ederim...Dolabın içinde süper durmuş annesi, yanına girip saklanasım geldi...
YanıtlaSilbu jeller hayat kurtarıcı hakkaten.
YanıtlaSilbende sürekli aft çıkar ve emzirdiğim için kendi kendine geçmesini bekliyorum hep. bazen 1 hafta sürüyor iyileşmesi. jel sürmek hiç aklıma gelmemişti. teşekkürler :)
adam olmuş yaa, yani ciddi anlamda adam kızlar falan :P
YanıtlaSilevet evet, gözünü alamıyor bazen kızlardan :)) çok komik
YanıtlaSilGüzel gözlü kuzu daha neler yapacak neler. Ben de genelde içinde birşeylerle teslim ediyorum boş damacanaları :P. Çekmece, dolap meselesi daha uzun zaman devam edecek, hazır ol :). Öperim.
YanıtlaSil