İş yoğunluğu nedeniyle ara verdiğimiz yayınımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Son günlerde iş ile hayatım arasındaki denge alt üst olmuş durumda. Yağmur’la daha az vakit geçirir oldum ve çok mutsuzum bu yüzden. Akşama kadar Ayşe ile birlikte zaten, arada anneee anneee anneee diyerek yanıma geliyor, sarılıyoruz, öpüşüp koklaşıyoruz ve gidiyor. Bazen de ben gidiyorum onun yanına çalışmaya ara verdiğim zamanlarda.
Evi uzak olduğu için akşam 5’te çıkıyor Ayşe. Sonra da oğlumla benim, bir kısmında baş başa, bir kısmında da babanın katılımıyla geçirdiğimiz zaman başlıyor.
Oyun oynuyoruz, hava güzelse dışarı çıkıyoruz, pencereden kuşlara bakıyoruz, akşam yemeği yiyoruz… saat 20.30 gibi de uyuma hazırlıklarına başlıyoruz. Yağmur uyuduktan sonra işin başına yeniden oturuyorum. Ofiste çalışıyor olsaydım, mesai saatlerine göre 1-2 saat daha fazla çalışıyor olacaktım, Ben de o zamanı akşam tamamlıyorum.
Son günlerde ise, bakıcı gittikten uyku saatine kadar olan zamanı babannesinde geçiriyor Yağmur, çünkü ben çalışmaya devam ediyorum. Uyku saatinde Yağmur’u alıp uyuttuktan sonra, tekrar çalışmaya devam ediyorum. Son haftalarda en erken gece 1’de, çoğu geceler de 3’te yatıyorum. Bu arada Yağmur da uyanıp duruyor, gerçi hakkını yemeyelim şimdi bazen gecede sadece 2-3 kez uyandırıyor bizi. Ne kadar geç yattığım ve bu rakama Yağmur’un ben uyumadan önceki kalkışlarını dahil etmediğim düşünülürse çok başarılı rakamlar olmayabilir ama bu da bir gelişmedir neticede.
Hal böyleyken, ben kafam kazan gibi uyanıp (neyse ki Yağmur genelde sabah 8-8.30 arası, nadiren 6-7 gibi uyanıyor) güya yeni bir güne başlıyorum ama aslında bir önceki gün bitmemiş gibi.
Kıvılcım’ın sürekli söylediği gibi, Yağmur’u Ayşe’ye teslim edip 1-2 saat daha uyuma gibi bir durumum yok. Öncelikle uyu-ya-mı-yorum ve neden bilmiyorum. Ayrıca mutlaka cevap vermem gereken bir telefon ya da mail geliyor, kontrol etmem ya da çizmem, göndermem gereken birşeyler çıkıyor.
Böyle anlatınca durumum çok fenaymış gibi geliyor olabilir, bana yazınca öyle geldi en azından :) Güne yorgun başlamamdan kaynaklanan konsantrasyon eksikliğinden, evden çalışmanın kötü taraflarından biri olan asosyalliğin basmaya başlamasından, koca, bakıcı ve Yağmur’dan başka insanlarla da diyalog kurma isteğimden, başka çocuklar neler yapıyor, neler yiyor, neler oynuyor, eksik ya da fazla bir şey yapıyor muyuz, tıuvalet eğitimine ne zaman başlamalı, kreş seçerken nelere dikkat etmeli, ne kadar zaman daha emzirmeli, nasıl kesmeli… gibi milyonlarca soruya cevap aradığımdan, gün içinde ara ara sardığım Nurturia ve bloglardan, birkaç satır haber okuyup, 1-2 facebook videosu izleyip, işe yarar bir şeyler indirime girmiş mi diye bir bakıp çıkayım dediğimden… dolayı 24 saat çalışan bir insan oldum. Bu yaptıklarımı herkes yapıyor, ama ben nerede hata yapıyorum bilmiyorum. İşim çok fazla ve son günlerde yetiştirilmesi gereken çok konu var, o bir gerçek ama bir denge de tutturmalı.
Bu kadar aradan sonra Yağmur’la ilgili bir şeyler duymayı bekleyenleri hayal kırıklığına uğratıp, bize ne senden Yağmur’u anlat, dedirtecek, bir kısım medyanın tanımladığı ‘evcimen anne blogu’ konseptine ters düşecek bir yazı olsa da, benim de içimi dökmem, içinde bulunduğum saçma durumu düzeltmeden önce ne olduğunu anlamam için bunu yazmam gerekiyordu.
‘Yağmur bugün şunu yaptı, bunu yaptı, yine uyumadı…’ (bu yazıda da uyku konusunu sokuşturmuşum ama) post’ları ise aaaazzzz soooonnraaaa…..

mine, çok benzer sorunları paylaşıyoruz. tek fark senin evde benim ofiste olmam.
YanıtlaSilofiste çalışmayı bölmemek için akşamlarımı internete ayırır oldum, bu sefer de hiç dinlenmediğim hep bilgisayar başında olduğum için bir nezleyi bile atlatamadım.
çocuk bu işte, her gün değişir diyorlar, bu düzen de gün geçtikçe değişecek sanıyorum. ya da biz alışıp başka çözümler bulacağız... kolay gelsin.
'evcimen anne blogu' olayını bir kalemdegeç zaten. İçinden ne geliyorsa onu yaz.
YanıtlaSilEvden çalışmak başlıbaşına zorken sen bir de çocuk varken evden çalışıyorsun.büyük başarı.
Sen üç kişi ile konuşuyorsan günde bende dışarda çalışan biri olarak toplam 5 kişi ile konuşuyorum. Çok birşey değişmiyor. O iki kişi de patron olunca senle çok konuşmuyor :(
Neyse zamanla herşey daha güzel olacak eminim. Sabır :)