Büyüyorum

Lilypie Second Birthday tickers

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Geçen haftanın özeti



Son günler çok yoğun ve yorucu geçti, yazamadım hiç. Yazamadığımda bu kadar üzüleceğimi de hiç tahmin etmezdim açıkçası.
Geçen hafta biraz farklı bir şey tecrübe ettik. Ben 1 hafta boyunca her gün sabahtan akşama kadar ofisteydim, Yağmur da biraz bakıcısıyla, biraz babannesiyle. Daha önce de gün içinde 5-6 saat ayrı kaldığımız oluyordu. Genelde de babannesinde olduğundan, çat kapı gitme şansım oluyordu. Ama 1 hafta boyunca her gün ayrı kalmamıştık hiç. Hep onu düşündüm, özellikle uykuları düzensiz olduğundan, uyumuş mudur, yemeğini yemiş midir, hangi oyunları oynuyorlardır… gibi bitmeyen sorular. Neyse ki atlattık bu haftayı. İyi haber de bir süre daha evden çalışmaya devam edeceğim.

Hafta sonunu ise babanne ve dedenin yazlığında geçirdik. Serin ve temiz hava hepimize iyi geldi. Yağmur, güler yüzü ve sempatikliğiyle, fotoğrafta da görüldüğü gibi, bütün komşuların gönlünü fethetti. Kalabalığa bayıldığı için, eğlendi de eğlendi.

Babasına ‘kıvııcıım’ dedi. Olay şöyle gerçekleşti. Cep telefonunun bir an için çektiğini fark edip, telefona baka baka evden uzaklaşan babaya sesimizi duyuramadığımızı sanıp, birkaç kez seslendik. O anda Yağmur da bağırdı, kıvıııcııım diye. Biz babanneyle şaşırmış bir şekilde, nasıl yani doğru mu duyduk diye göz göze geldiğimiz anda tekrar söyledi. Aynı anda tüm hayret ve sevinç bakışları kendisine çevrilince, anladı acayip bir şey yaptığını, sırıtmaya başladı. Babasına tabiî ki yine yaranamadı oğluşum. Önce anne dediği yetmiyormuş gibi, bir de laubali olmuş, baba yerine ismini söylüyor, ne ayıp yahu.

Gece mesailerimiz orda da devam etti. Sürekli yazınca ya da anlatınca şikayet ediyormuşum gibi oluyor da, değil aslında. Cümle kurmaya başladığında, sanıyorum ilk söyleyeceği şeyler, uyumak istemiyorum ya da beni uyutmaya çalışmaktan vazgeçin artık, gibi bir şeyler olacak sanırım.

Dün gece birkaç kez uyandıktan sonra (5-10 bilemiyorum) babannesi gelip, tebdili mekanda ferahlık vardır diyerek, Yağmur’u kucakladığı gibi götürdü. Kaç saniye sonra uykuya daldım hatırlamıyorum ama 1-2 ya da 3-4 saat sonra, pış pış seslerine uyandım. Bu kez ben gidip kucaklayıp geri aldım uykusuz sıpayı.
Bir önceki gece de, yine uyanıp 1-2 saat boyunca geri uyutamayınca, gelip biraz da benimle otur bakalım diye almıştı Yağmur’u kucağımdan. Fazladan birkaç saatlik uyku, çok güzeldi…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder