Yağmur 24 Kasım doğumlu. Doktora da durumu göre, ayın 22'si ile 26'sı arası mutlaka gidiyoruz. Bu ay biraz sarktı tabii tatilden dolayı.
Kuzucuk kilo da almış, boyu da uzamış. Yemeklerimiz de biraz daha çeşitlendi.
Sabah kahvaltılarını bulamaç halinde değil de, minik bir ekmeğin üzerine yumurta peynir koyarak yedirmeyi deneyeceğiz. 1-2 hafta önce denemiştim ama istememişti. Belki bu kez ister.
Öğle yemeklerini bugüne kadar hep etli türlü püresi şeklinde veriyorduk. Artık bazı günler her yemeği ayrı ayrı vereceğiz sebzelerin tatlarına alışsın diye, kıymalı kabak ya da etli patates yemeği gibi... menüye bir de köfte eklendi haftada bir gün. Yağsız etten, 2 kere çektirmek gerekiyormuş kıymayı. Izgara yapınca dış kısmı sertleştiği için, az suda pişireceğiz şimdilik. Bir de rondodan geçirmiyoruz çatalla eziyoruz artık. 1 yaşından sonra çatalla da ezmeyecekmişiz, şimdiden alışması gerekiyormuş.
Akşamüzeri öğününde olması gereken yoğurdu bir süre vermemeyi deneyeceğiz yeniden. Bir ümit işte, belki bir gün gelir yoğurt sevmediğini unutur da yemeye başlar. Anasına azıcık çekseydi bu konuda, oluk oluk yerdi şimdi ne güzel. Onun yerine bu öğünde muhallebiye devam.
Akşam yemeği ise, dönüşümlü olarak tarhana, şehriye ve yoğurt çorbaları.
Meyveler de, ara öğün olarak günde 3 adet, püre şeklinde devam.
Bu kontrolün esas konusu, vücudunda birkaç gündür devam eden kızarıklıklardı. Sıcağın etkisi, sinek ısırıkları ve alerji ile birleşince, bembeyaz vücudu, kızamık çıkarmışa döndü yavrunun.
Yağmur'daki alerji doğuştan olmayan bir durum olduğu için, kaynağını tespit etmek çok zor dedi doktor. Yeşilliklere çok yaklaştığı için de olabilir, yediği birşeylerden de...
Önlem olarak, yumurtayı, son günlerde sebzesine çok az da olsa karıştırdığımız domatesi, elma ve kayısı haricindeki tüm meyveleri keseceğiz. Çilek ve kiviyi biliyordum da üzüm ve (az da olsa) muzun alerjen olduğunu yeni öğrenmiş oldum. Herhangi bir şeyden kaynaklanan alerji durumunda, az ya da çok alerjen olan herşey, durumu tetiklermiş. Birkaç günü geçtiği için de, mantar tedavisi de başlatacağız. Nazar boncuğu olsun yavruma. (bu nazar konusu da ayrı bir blog konusu yaa neyse)
Doktor çok değişmiş buldu Yağmur'u. Bebeklikten çıkmaya başlamış, herşeye ilgisi daha da artmış, çok oyuncu olmuş dedi. Zeka gelişimi için, topla oynamasını, tekerlekli bir oyuncak edinmemizi söyledi. Eee biz oynuyoruz bunlarla zaten :) Bir de farklı şekillerde delikleri olan oyuncaklardan alacağız. İlk zamanlar deliklerden bir şey atamazsa sakın panik olmayın diye de uyarıldık.
Tavşan dişler de gün ışığına çıktı. Alt dişler 3 hafta arayla çıkmıştı (çok kısa bir sürede aynı boya geldiler ama) Tavşan dişler ise 2 gün arayla...
Doktorumuzun özel muayenehanesi olduğundan çok şükür, 20 dakikada sepetlemiyor kimse bizi. Uzun uzun konuşabiliyoruz, aklımızda ne varsa. Hatta ilk muayenemiz 1 saat 45 dakika sürmüştü, nasıl emzirdiğime bile bakmıştı doktor.
Yağmur'un son zamanlarda değişen bir huyu da huysuzluklarının, ağlamalarının artması, uzun süren muayenemiz sırasında bol bol gösterdi de kendini. Bu konuyu da sorduk, niye böyle ağlak oldu bu çocuk, hiç alışkın değiliz bu kadarına diye. Siz ağlayan, huysuz çocuk görmemişsiniz deyince, aldık cevabımızı oturduk. Kendini başka türlü ifade edemiyor ki, tabii ağlayacak :)
Fotografta Yağmur ve kızarıklıkları, babasıyla Kadıköy'de gezerken...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder