Büyüyorum

Lilypie Second Birthday tickers

1 Ekim 2011 Cumartesi

Kreş


Yağmurcuk 22 aylık koca bir çocuk artık. Konuşması, algısı, tavırları her geçen gün değişiyor.  Hayatımızdaki en önemli değişiklik, oyun grubuna başlaması oldu. Evimize çok yakın oluşundan ve hakkında hep iyi şeyler duyduğumuzdan dolayı tek bir kreş üzerinde durduk. İstediğim şey haftada bir gün gidip, değişik oyunlar oynamasıydı.  Fakat kreşin, çocuklar arasında gruplaşmalar olduğundan, haftada bir gelen çocuğu dışlayabilecekleri olasılığına dayanarak, böyle bir uygulama yapmadıklarını öğrendim.  Onun yerine haftanın 5 günü 2.5 saatlik oyun grubuna gelebileceğini söylediler.
Telefonda bu konuşmaları yaptığımızda Yağmur 21 aylık olmak üzereydi. Yaşını öğrenince, çok küçük olduğunu ve Nisan’a kadar beklememizi istediler. Yağmur’un kreşin önünden her geçişimizde oraya gitmek için çıldırdığını ve konuşarak derdini anlatabildiğini söyleyince de görüşmeyi kabul ettiler.
Yağmur, kendisine bir şey verildiğinde teşekkür eden, ‘Kadıköy’e gidiyoruz hem de otobüsle’ diyen babaannesine ‘akbilin vaamı’ diye sorup, eve geri dönüp akbilini almasını sağlayan, ‘gözünü kapat sana bii süpyizim vaay’ diyerek, elime hediyeler tutuşturan bir çocuk.  Bunları ve daha fazlasını anlatınca, Yağmur’u görüp, yaşını doldurduktan ne kadar zaman sonra geleceğine karar verebileceklerini söylediler. Ve Yağmur deneme sürüşüne başladı.
İlk gün babaannesi ile gittiler. O kadar hevesliydi ki gitmeden önce, kolayca uyum sağlamış. Onun her derdini rahatça anlattığını ve her söyleneni kolayca anladığını kendi gözleriyle görünce, yarın da gelsin bakalım dediler. Ertesi gün de gayet güzel geçmiş ve çok eğlenmiş Yağmur.  3. Gün ise yaşını doldursun edebiyatına  son verip, ihtiyaç listesini gönderdiler.  Yalnız, çok erken başlamış olduğu için, şimdiden bıktırmamak adına günde 1.5 saatle sınırlı tutmamızı önerdiler. 3 ay sonra ise 2.5 saate geçebileceğiz ve 1 sene boyunca bu rutine  devam edebileceğiz.
İlk günler babaannesi ya da bakıcısı, kreşte bekledi. Sonraki 2 gün ise, hemen yanındaki pastanede. Bu arada sürekli anlattık, seni bırakıp gideceğiz ve sonra almaya geleceğiz. ‘Sorun yok adamım’ bakışı atıp, tamam dedi her seferinde. 1 hafta sonra uygulamaya geçtik ve hiç sorun çıkarmadı.
Sanırım yanlış bir yaklaşım ama arada bir söylüyorum, eğer istemezsen gitmek zorunda değilsin diye. Her seferinde panikleyip ‘giitceem’ diyor. Hatta geçen gün banyodan sonra giyinmek istemeyince, hasta olabileceğini ve o zaman da kreşe gidemeyeceğini anlatınca, hemen giyinmeye razı oldu.

Son zamanlarda yaşadığımız başka bir tecrübe ise benim 4 günlüğüne evden uzakta olmamdı. Günler öncesinden anlatmaya başladık gideceğimi ve kendisine anneannesiyle dedesinin bakacağını. Gündüzleri iyi geçmiş ama akşamları ve geceleri çok ağlamış ‘beni anneme göötüüyüün’ diyerek. Hiç yemediği kadar şeker yiyip, izlemediği kadar çizgi film izlemiş. Hatta gece uyanıp da dakikalarca katıla katıla ağlamaktan, akşamları da herkesi odadan çıkarıp yere yatıp tepinerek bağırmaktan, sesi kısılmış, vııyk vııyk diye konuşuyordu sıpa.  Dönünce  ‘ben çok ağladım, anneme götüyün anneme götüyün anneme götüyün dedim’ diye özetledi yaşadıklarını.
Daha önce işe giderken, gülerek el sallardık birbirimize. Çok nadiren sorun çıkarırdı, uykusunu almadığı zamanlarda belki.  Döndüğümden beri ise gitme diye yalvarıyor, ağlıyor, elinden geline ardına koymuyor beni engellemek için.
İstediğini yaptırmak ya da isteğimizi yapmamak için daha önce de çoğu kez ağlama yöntemine başvurmuştu. Ama yere yatıp tepinmek ve kükremek, benim dönüşümle de geçmedi. Aksine daha da arttığını söylüyor Kıvılcım.  Bu günler de geçecek elbet, tabii ses kısıklığı da.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder