Büyüyorum

Lilypie Second Birthday tickers

4 Ekim 2011 Salı

İnciler


Bugün Yağmur’un öğretmeniyle ve kreşin müdiresiyle konuştum.  3 ay sonra geçmeyi düşündüğümüz 2.5 saatlik programa hemen geçmemizi tavsiye ettiler. Yağmur’un aklı burada kalıyor ve bahçedeki bir oyuncaktan diğerine koşarken, bakıcısı çıkarmakta bayağı zorlanıyor, dediler.  Zaten söylüyordu kadıncağız hep, bugün de zorla getirdim Yağmur’u eve diye. Hatta birkaç gün annemle babam aldı kreşten.  Trenli parka gidiyoruz diyerek çıkarabilmişler ve ardından da her gün parka gidip birkaç tur bindirmişler oyuncaklara.  
Uyum ve iletişim sorunu olmadığı için de başladık bakalım, hayırlısı...

Yağmur bir süredir konuşmalarımızı düzeltiyor. Daha 2 yaşında bile değilsin be çocuk.  2-3 sene sonra hiç aşık atamayacağız seninle.  Daha okula başlayacak,  ergenlik var, üniversite sınavına hazırlık var…  yandık yani. Misal,

Biz: Yağmur bak ne güzel çiçekler açmış (Aylar önce lale mevsiminde geçiyor bu konuşma)
Yağmur: Laaleee

B: Yağmur kuş konmuş şuraya
Y: Guveerciin o…

B: Yağmur bırak arabanı artık banyoya gircez
Y: Otobüüş annesi otobüüş  buu, aaaba deeiil.

Y: Bu ne? (Kitabındaki keçi resmini göstererek)
B: oğlum sen biliyosun onun ne olduğunu, keçi o.
Y: Ne keçisiiii?
B: Eee  keçi işte
Y: Ne keçisiiii?
B: Yağmurcum bildiğin keçi işte
Y: Ne keçisiiii?
B: Ne keçisi olabilir, dümdüz keçi
Y: Dağ keçisiiiiii
B: ………

B: Tamir yapcaksak şu kerpeteni de alalım yanımıza.
Y: O peensee  

B: Trene de binmedik demezsin artık.
Y: Tıyaamvaayy

B: bak bebek ne güzel gülüyor.
Y: Ecyiiin o bebek deeiil eecyiin (Ecrin)

B: Yere düşen kitabı getir de okuyalım.
Y: Deegi düşmüş yeeye, kitap yok.

Geçenlerde arabayla gidiyorduk ve yolumuzda uzundu, 4-5 saat kadar. Bir süre sonra Yağmur koltukta oturamamaya başladı, kıvranıp duruyordu bir şey batıyormuş gibi. ‘Oğlum sen kaka mı yaptın da oturamıyorsun’ dedim. Şak diye yapıştırdı cevabı ‘yaapmaadıım, sıkıldım sadece’

Hayali oyunlara başladık bir süredir. Çay demliyormuş gibi yapıp, bize ikram ediyor. Şeker de istendiğinde, dolabın yanına kadar gidip, açarmış gibi yapıp güya avucunda getiriyor. Verince de parasını istiyor. Cebimizden çıkardığımız hayali paraları, kendi cebine koyuyormuş gibi yapıyor…  Hatta bu tarz oyunları daha bile çok seviyor sanırım.

Banyoyu çok sevse de, 2 yaş sendromunun da etkisiyle biraz nazlanıyor. Biz de bütün yaz kumla oynadığı kovalardan koyduk küvete. Yıkanmaya değil, suyla oynamaya giriyoruz yani banyoya.  Geçen gün üzerindekileri çıkardıktan sonra farkettim yokluğunu kovaların.  Kıvılcım’a söyledim, kovalarını bul hemen diye. Bulamayınca plastik bir top getirmiş onların yerine. Yağmur ters ters baktı, ben de içine su doldurabileceği bir şey getir diye çemkirdim.  Banyo bitip de kurulanma faslına geçtiğimizde, yere duran topu gösterip, ‘ben onu hiiiç seeemeediiim’ dedi.

Geceleri masal dinlemeden asla uyumuyor Yağmur.  Kitaptan okumamızı istemiyor. Zaten okumak için bir miktar ışık gerek ve ışık demek uykuya dalmasını geciktirmek demek, o da bizim işimize gelmiyor. Her gece soruyoruz ne anlatalım diye ve her gece aynı cevabı alıyoruz: Kelooolan

Bu bildiğimiz, anacığıyla köyde yalnız yaşayan, padişahın kızına sevdalanan standart Keloğlan değil ama. Yağmur’un dinlemek istediği şey, kendi başına gelmiş ve ya gelebilecek olayların, Keloğlan yaşamış gibi ona anlatılması. Mesela o gün ikea’ya  gidip köfte yiyip, trene, dönme dolaba bindiyse, bunu Keloğlan şöyle köfte yemiş, böyle trene binmiş diye detaylıca anlatılmasını talep ediyor. Anlatırken o şöyle demiş, bu böyle yapmış şeklinde masala müdahale ediyor ve yönlendiriyor. Bazen de yapmak istediklerini anlattırıyor. ‘Emel teejesiyle paaka gitmiş keloolan,  onu anlat’  diyor mesela, yakın zamanda onunla görüşmediyse bile.  Geçen gün anlatırken yine bir masal, Yağmur sen orda ne demiştin, diye sordum boş bulunup.  ‘Ben demeediim, kelooolaan demiiişş’ diye düzeltti  hemen.  

1 yorum: