Büyüyorum

Lilypie Second Birthday tickers

10 Mayıs 2011 Salı

Güncel Gevezelikler

Kapıyı çaldım, Yağmur açtı. (Evet bunu da yapabiliyor kendisi) ‘açtıııı’ demeyi de ihmal etmedi.  
Yemeklerle oynamaya bayılıyor. Geçen gün kahvaltısını aldı, masaya buladı, sıvadı gözümün içine baka baka, sırıta sırıta. Dur yapma etme demek de kar etmiyor. Suratım asılınca, hatta kaşlarım çatılınca başladı şirinlik yapmaya. Başını yana eğip ‘yamuyycuuum, biytaneeeem, caaanıııımm’
‘aşkım aşkım’ diye dolanıyor ortalıkta. Oğlum biz sana hiç böyle demiyoruz kimden öğrendin sen bunu diye sordum. ‘teyzeeeemmm’ dedi.
Laf olsun diye sordum, büyüyünce ne olacaksın diye. Cevap hazırmış bile ‘doktoyy’
Mıknatıslı bir yazı tahtası var. Bir şeyler yazıp çiziyoruz, kolu çekince siliniyor. Daha önce karalayıp karalayıp ‘çiçek’ derdi. Ben de yine, aaa oğlum çiçek mi yaptın, dedim o söylemeden. Yüzüme baktı, kaşlarını kaldırıp, ‘imza imza’ dedi.
Bir bardak suyu ‘kendi kendi, bıyaaaak’ (bırak) diyerek elimden alıp içmeye çalışırken üzerine döküp, kıyafetini değiştirmemi istedi ‘dööktüüü, çıkayt’
-Tamam tamam (Biz ona bir şey anlatmaya çalışırken, kısa kes anladık edasıyla hem de bunu sürekli yapıyor, offf)
-Bittiiii (herhangi bir şey bittiğinde, bir de arabayla giderken her kırmızı ışıkta durduğumuzda ya da her trafik sıkıştığında)
-Acaba (Herhangi bir zamanda, her hangi bir şey için diyebiliyor, bazen cuk oturuyor, çok eğleniyoruz)
-Bu ne? (bildiği bilmediği her şeyi parmağıyla gösterip soruyor)
Hatta geçen gün dolapları karıştırırken spagetti buldu. Bildiği halde sordu ‘bu neyy’ diye. Spagetti deyince ‘pişiy’ dedi. Canım bak pilav var onu da yarın pişiririz olmaz mı dedim. Cevap: ‘olmaass’
-Süleman dede (Süleyman dede)
-aşeteze (Ayşe teyze)
-Emeeteze (Emel teyze)
-Ananne (Anneanne) 
-Gidekkk (Gidelim- Ailede Adanalı’da yok ama)
-Ameyka (Amerika-Nereye gitcez sorusunun cevabı olarak)
Hatta salonda resmi asılı flat iron binasını gösterip ‘ütü’ dedi. Garanti birileri öğretti, aksini düşünmek bile istemiyorum.
-Güjeell (Güzel-hoşuna giden herhangi bir şey için)
Banyoda yıkanırken bazen su sıcak olmadığı halde, ‘sıcak sıcak’ diyor. Dur o zaman ılıştıralım deyince de ‘güjel güjel’ diyor sırıtarak, şaka yaptım sen de hemen inanıyosun edasıyla.
Pencereden dışarıyı seyrederken eskiden ben sayardım gördüklerimizi, şimdi o işaret parmağıyla gösterip bana öğretiyor. Uçak, duman, mayket, ayaba, poliş, adam, bayyak (bayrak), ambus (ambulans), tiyen (uzun otobüslere de tren diyor), vinç (inşaatı göstere göstere), bulut,… Bazen görmemiş gibi yapıyorum, (bazen de hakkaten görmüyorum) hani nerde deyince, parmağını sallaya sallaya ‘oyyda oyyda’ (orada) diye göstermeye çalışıyor.
Bir de bugün pencerenin koluna asılıp, ‘açıl şuşam açıl şuşam açıl…’ dedi. 
Ben ona şarkı söylerken bazı yerleri ezberlemiş, daha ben o dizeyi söylemeden, bazı kelimeleri o önden söylüyor.

Konuyla alakasız ama yazmak istiyorum. Emzirmeyi bırakırken en üzüldüğüm konulardan biri, onu uzun uzun kollarımda tutamayacağımı düşünmemdi.  Zira kendisi bakıcısının deyimiyle bütün gün Tarzan gibi oradan oraya koşturuyor. Altını üstünü bile binbir zorlukla, peşinden bütün evi dolaşarak, dur kaçma diyerek değiştiriyoruz. Kendi de bu arada keyiften dört köşe ‘kaaaçççttıııı’ diyor.  Ama hiç düşündüğüm gibi olmadı. Hatta tam tersi oldu bile diyebilirim.  Bir kere çoğunlukla ‘kucak kucak’ diyor ve  kucağımda geziyor, ya da ‘elimm’ diyor el ele tutuşup geziyoruz. Diğer zamanlarda da ‘annemmm’ diyerek gelip sarılıyor, içimin yağları eriyor tabii benim de. Özetle,  durumumuz halk arasında yapışık ikiz dedikleri türden. 
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder