Yağmurla Deniz birbirini keserken...
Yağmur’un gündüz uykuları 1 yaşını doldurduğu gün tek uykuya düşmüştü. Bu kısa bir süre devam etti, sonra yeniden iki uyku oldu, o iki uykunun da saatleri hep değişti. Son yine tek uyku, bir daha iki uyku, bir daha tek uyku… derken son günlerde iki uyku uyuyor ve bu sebeple akşam uykusuna dalması çok zor oluyor. Genelde 1 saat, bazen de 1.5-2 saati buluyor bu fasıl. Bugün öğleden sonra uykusunu pas geçtik yalnız olmamamızdan güç alarak. Akşam babannesine gittik ve her zaman uyutmak üzere odasına zorla götürdüğümüz saatte, ‘seni uyutayım mı’ diyen babannesine ‘uyuuut, uyuuuut’ diye yalvarıyordu. İçimiz parçalandı ama ‘bana niye hiç böyle demiyorsun’ demeyi de ihmal etmedim.
Gevezelik de iyice doruğa çıktı bu arada. Buyurun birkaç örnek
-Nasılsın Yağmur?
-İyyii
-Yağmur hazır mısın?
-Hajı (Hazır)
-Yağmur dışarıda hava nasıl
-Bujjj (buz gibi)
-Yağmur kaç yaşındasın?
-‘üc’ (üç) bazen de ‘bes’ (beş)
-Yağmur teyze seni nasıl öpüyordu?
-Mmmmmmmmmmmmmuuuaaaa…
-Yağmur ananenler nerde oturuyor?
-İjj (İzmir)
-Sen nerde oturuyosun?
-Bol (İstanbul)
-Yağmur bu senin telefonun mu? (eski takoz telefonlara benzeyen radyoyu göstererek)
-Ğaad (radyo)
-Yağmur gel pencereden polise bakalım. (Siren sesini duyan babannenin Yağmur’a yaptığı teklif)
-Ambuuu (Ambulans) (Görmeden sesinden ayırt etmiş, itiraf ediyorum ben bu yaşımda aradaki farkı bilmiyorum)
Suyunu kendisi pipetli biberonundan içiyor artık biz içirmiyoruz. Bugün 'şuu' (su) dedi (ki genelde biberon ortalıkta olur, gidip alıp içer, bizden istemez) ben biberonu bulamadım, bardaktan içirdim biraz. O sırada raftaki pipetleri gördü, ‘bibet’ dedi. Kutudan bir tane çıkarıp verdim, oynayacak sandım. Pipeti alıp bardağa soktu ‘koo koo’ (koy) diyerek ve öyle içti suyunu.
Geçen gün eve geldiğimde uyuyordu. Ben geldim bakıcısı çıktı. Uyanınca yatakta oturur vaziyetteydi, yanına gidince ‘Ayşe’ dedi, nerde diye sorar gibi. Sonraki diyalog şöyle devam etti.
Yağmur: Ayşe?
Anne: Ayşe gitti oğlum, yarın gelecek.
Y: Ayşe?
A: Oğlum ben geldim bak burdayım.
Y: Ayşe?
A: Ayşeyi naapcan şimdi, yarın gelcek işte, bak ben buradayım.
Y: Ayşe?
A: Ayşe yok, ben varım annen yani.
Y: Ayşe?
Birkaç kez daha sordu, sonunda pes ettim açıklamaya çalışmayı bıraktım. Mevzu kapandı.
Sabahları uyandığında, sabaha karşı birlikte salona ya da odasındaki kanepeye beraber yattığımız için, ilk beni görüyor ve ‘anneee gaaalk şüüüt (anne kalk da bana süt getir, getiremiyorsan da meme ver, hatta ilk tercihim o) diye çemkiriyor sıpa. Uyanınca önce günaydın diyeceği günleri bekliyorum.
Uyku arkadaşı tavşan olmadan uyumuyor artık. Gece deli gibi yattığı için, tavşan bir tarafa, Yağmur bir tarafa dağılıyorlar. Uyanınca gece ‘daavşaaaann’ diye mızıklanıyor, eline verene kadar da susmuyor.
Go taşlarıyla oynamaya iyice sardı. Akşama kadar 'go go go' diye sayıklıyor. Taşları alıp ordan oraya taşıyor, bir yerlere diziyor, sonra alıp başka yere. Diğer oyuncaklarıyla oynarken başka odada işim varsa, gönül rahatlığıyla bırakıyorum odada yalnız, çünkü biliyorum max. 5 sn. sonra peşimden gelmiş olacak. Ama go taşlarıyla oynarken, gözümüzü bir saniye için bile üzerinden ayıramıyoruz, o kötü oldu. Yutamayacağı büyüklükte taşlar yaptırma çabası içindeyiz, umarım bunlar kadar ilgisini çeker.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder